Adnan Balcı’ya Mektup

Adnan Balcı’ya Mektup

Yaklaşık bir buçuk ay önce vefat eden Adnan Balcı kardeşimiz için İnsan ve Medeniyet Hareketi Derneğinde bir anma programı gerçekleştirildi.

Canım kardeşim…

Hani yeryüzünde birbirlerinin yüzüne baktıkları zaman, ne demek istediklerini anlayan, birbirlerini çok yakından tanıma şansı bulmuş, nadir dostlar vardır ya…

Hani bir anahtar kelime söylendiğinde,  iki kişinin de katıla katıla güldüğü, başkalarının bunlar neye gülüyorlar diye şaşırarak baktığı özel yaşanmışlıklar vardır ya…

Hani kardeş olmanın, karındaş olma anlamına gelmediği,  birbirleri için üzülen, birbirlerinin yarasını sarmalayan, birbirlerini anlayan çok özel insanlar vardır ya…

Ne kadar şanslı olduğunun bilmem farkında mıydın?

Senin yokluğun, üç beş kişi için değil, seninle tanışma şerefine erişmiş, senin o sıcacık yüreğine ruhu deymiş her kardeşin için inanılmaz bir üzüntü oluşturdu…

Sonra, herkes imrendi sana… Ne güzel yaşantısı vardı ve o güzellikleri paylaşırken, o güzelliklerin mücadelesini verirken, istikamet üzerinde öldüğüne şahitlik etti seni tanıyan Müslümanlar…

Tabi, ateş düştüğü yeri yaktı… Çoluk çocuğunun evinde, Ana ocağında, bacılarının, abinin evinde o duman kolay kolay, kaybolmayacak gibi. Ama emin ol, onların üzüntüsü de senin menzilinle ilgili değil. Sana doyamamayla, kanamamayla ilgili belki… Evlat acısı, eş acısı, kardeş acısı, kolaymı?..

Ama işte dünya da zaten bu yüzden yalan dünya ya!..

Dünya kirletir…

Bazı kumaşlar vardır, bazı mayalar vardır… Onlar kir tutmaz, bozulmazlar…

Senin mayanda, kumaşın da çok sağlamdı be Adnan…

Hayatın neredeyse ya öğretmekle, ya da öğrenmeyle geçti…

Bal alacağın, faydalanacağın insanları inanılmaz bir isabetle seçtin…

Adnan, sen yaşarken örnektin… Çok güzel insanları, en başta da Peygamberimizi örnek almıştın çünkü kendine… Sonra da onun yolundan giden hepimizin bir şekilde tanıma şerefine nail olduğu sırasını savanları ve sırasını bekleyenleri…

Yadigâr anamızın yokluğuna alışamamışken, üzüntüsünü atamamışken,  senin haberini aldık…

Aslında koşturmacanın tam ortasında, sağımızdan solumuzdan geçen yeşil renkli cenaze arabaları sürekli o haberi gözümüze sokuyorlar durmadan ama nedense onlara bakar körüz be kardeşim…

Hayatın boyunca “silkeleme”nin mücadelesini verdin… 

Ölü yürekleri, uyuyan yürekleri, hasta yürekleri, kendininkini ihmal ederek silkeledin…

Onları birbirine bağladın… Kendi yüreğini Allaha…

Düşünüyorum sana gönül koyduğum, darıldığım,  kırıldığım tek bir an aklıma gelmiyor…

Keli sırma saçlımı yapıyoruz diye düşünüyorum. Yok! O da değil… Hakikaten keldin.

Ama kökleri, sanki toprağın altında tüm kardeşlerine bir sarmaşık misali uzanmış ve onları bağlayan bir çınar gibi tek başına bir Ormandın be Laziko…

Hayatta dolmayan erbain’in, gün olarak mezarda doldu… Allahu alem yıl olarak dolmasını göremeyiz ama o halinle bile silkeledin kalpleri be kardeşim…

Bir çok insan gıpta etti, imrendi… Onun gibi yaşamalıyız, onun gibi ölmek için, noktasına geldi… İnşallah anlık bir etkilenme değildir kardeşim…

Sen bu dünyada vazifeni hakkıyla elinden geldiği kadar canla başla icrâ ettin… Birçok hayırlı işe öncü oldun… Birçok hidayete vesile oldun… Yürekleri titrettin…

İnsanlara kardeşlerinizi yitirmeden, onları kaybetmeden hakkıyla hak ettikleri kıymeti verin dersi, belki son derslerinden birisi oldu…

Ne ihmalkâr, hatta nankörlüğe yaklaşan bir ihmalkârlık seviyesinde bir, ümmetiz biz değil mi?

Adnan nasılsa önemsemez,  nasılsa güler geçer, nasılsa bizim Adnan…

Eminim hissediyorsundur olduğun yerde, dünyadayken ne kadar sevildiğini… Eminim farkındasındır, Allah cc nin sevdiklerini sevdirdiğini…

Eminim herkes bir kez daha farkına varmıştır, kendisine çeki düzen vermesi gerektiğini…

Eminim sayılı gün çok çabuk geçer sözünün, herkesin sayısından birer birer eksildiği takvimde, kalan ömrü Adanan İnsan gibi yaşayamazsak, maazallah sonumuzun hüsran olacağını,  dünyanın geçici olduğunu, asıl önemli olanın sonsuz ahret hayatı olduğunun, herkes bir şekilde farkına varmış ve bundan sonra kalan ömrünü de ona göre geçirmeye karar vermiştir…

Tabii sen de biliyorsun ki, karar vermek kolaydır… Önemli olan o kararları uygulayabilme iradesi…

Ben ümitliyim kardeşim…

Kum saatinin durmadan aktığının farkına bir kez daha senin vesilenle vardı insanlar…

Ve o saatteki son kum taneciği yere düşmeden önce, onlar ayağa kalkacaklar…

Zaten, gâye bu dünyadan imanlı birer kul olarak göçmek değil mi?

İmtihan gerçekten çok zor be kardeşim…

Sensizliğe alışmak çok zor!..

En büyük teselli ve muradımız, dünyada atılmış kardeşlik tohumunun semeresinin, Peygamberimizin sancağı altında filizlendiğini görme umudu…

Dualarımız hep seninle…

Kavuşacağımız günü bekleyen,  Anan, Baban, Eşin, Çocukların, Abin, Bacıların, Arkadaşların ve bi-cümle seni Seven Müslümanlar…

Anonim… 14 03 2011